Scanned by CamScanner Iz Birakmi§ Kibrish Turkler - 5 Ahmet Vural Behaeddin Ali Atakan Ulker Vanci Osam Editor Bu kitapta yer alan yazilardaki du§unce, goru§, tez ya da varsayimlar yazarlarina aittir. Yazilar, kaynak gosterilerek alintilanabilir. Dogu Akdeniz Universitesi Yayinlari, 2010 ISBN: 978-975-8401-77-2 ii Sunu§ Dogu Akdeniz Universitesi Kibns Ara§tirmalari Merkezi’nin diizenledigi iz Birakmi§ Kibrish Tiirkler Sempozyumu dizisinin 5.si, 7 Kasim 2008 tarihinde yapildi. Bu sempozyumda iki degerli Kibns Turku ele alindi - mimar Ahmet Vural Behaeddin ve ressam Ali Atakan. Onceki Iz Birakmi§ Kibrish Tiirkler sempozyumlarmda oldugu gibi, bu sempozyumda da konu §ahsiyetleri belirlerken kesi§en bir nokta, ortak bir yon bulma kaygimiz vardi. Her ikisinin de kendi fali^ma alanlarmda ya§amlari siiresince ortaya koyduklan ba§arili fah^malarmm ve iiretimlerinin olmasimn yam sira, bu uriinlerin ‘sanat’ ya da ‘estetik’ temasi altmda bir 9e§it di§avurum gostergeleri olarak degerlendirilebileceklerini du?iinduk. Sempozyumda sunulan ve bu kitapta yer alan fali^malar, Ahmet Vural Behaeddin ve Ali Atakan’in esas olarak profesyonel ya§amlanna i§ik tutmakla birlikte, aym zamanda ki§ilikleri, falijma ah§kanliklan ve ilkeleri hakkmda da okuyucuya onemli ipu^lari sunmaktadir. Bu da, bajanli insanlan ‘ba§arili’ kilan i9 ve di$ etkilerin/etkenlerin daha iyi anla§ilmasmi saglamak afisindan onemli bir katki olabilir. Sempozyuma katilarak '<«»«• teri kitlesi olu$maya ba§lami?ti. Dolayisiyla bu potansiyel kitlenin olmasi Ahmet abi ifin iyi bir bajlangi? olu?turmu?, Ahmet abi bu kitleye proje yaptigmdan ortaya bir rekabet de 9ikmami$ti. Kaldi ki o, avukat yamaklarmdan farkli oldugunu biliyordu. iTU’de mimarlik egitimi almi§, yurtdi§inda 9ah§mi§ birisi olarak zaten onlarla aym seviyede degildi. Ahmet abinin bu yukarida olma durumu aileden bajlayan bir aristokratik nitelikle, meslekte de devam ediyordu ve olene kadar de devam etmi§ti. Tabii bu yukarda olma durumu aslinda bir yalmzla$ma/yalmzla§tirma durumunu da beraberinde getiriyordu. Kendi gozlemlerim uzerinden soylemek gerekirse ozellikle meslektajlar tarafindan bu yalmzla^tirma hareketleri -sistematik denemez ama- siirekli yapiliyordu. Bunun sebepleri kigisel miydi, mesleki olarak yeti§ememek miydi bilmiyorum. Soylemeye 9ah§tigim ?ey aslmda Ahmet abinin <~itayi ne kadar yukari 9ektigi ve bunun i9in bedel odedigidir. Bir ba§ka ziyarette Templos (Zeytinlik) tepelerinde biiyiik9e bir araziye gitmi§tik. Orada, vakit ge9irmek i9in yaptirdigi 90k kii9iik bir kuliibe/depo benzeri bir odacigi vardi. E§iyle birlikte oraya siirekli gittiklerini ve o mekanda bulunmaktan ne kadar mutlu oldugunu anlattigim hatirhyorum. Muhte§em yapilar tasarlayan bu adam orda, o miitevazi mekanda mutluydu... Saninm en 90k istedigi §eylerden biri de, aslinda daha once de bahsettigim kendisinin anlatamadigi, mimari eserlerinin bilimsel olarak degerlendirilmesinin yapilmasiydi. Mimar Serhan Gazioglu ile yaptigi bir sohbette ona ‘insanlar kedi gibidir, sevilmek, okjanmak isterler’ diyerek onore edilmeyi bekledigini ima etmi§. Son soz olarak bugiin burada ona dair bilimsel degerlendirmelerin yapildigi bu toplantida bulunmaktan onur duydugumu, onun istedigi $eyi yaptigimizi soylemek istiyorum. 77 Amlarda Ahmet Vural Behaeddin Tulin Topfuoglu BEHAEDDIN* Kiymetli Konuklar, Konu§mama ba$lamadan once “5. iz Birakmi$ Kibnsli Tiirkler Sempozyumu”nu, Ressam Ali Atakan’la birlikte e$im Mimar Ahmet Vural Behaeddin’e adamalanndan otiiru Dogu Akdeniz Universitesi Kibns Ara§tirmalari Merkezi Ba§kam Prof. Dr. Ulker Vanci Osam ve arkadaslarina. sempozyuma bildiri ile katilarak emek veren herkese sonsuz te^ekkiirlerimi sunanm. Bilim insanlan, rahmetli e§im Ahmet Vural Behaeddin’in mimari alamndaki fali^malarmi bilimsel olarak degerlendirecekleri i?in ben eserlerinden bahsetmeyecegim. Sizlere fotograflar yardimiyla e§imin hayati ile ilgili bende kalan hatiralarmi sunacagim. Bu yolla sizler onun kijiligini tamyabileceksiniz. Ahmet Vural Behaeddin, Kibris’ta ba^anli bir ilk ve orta ogrenim hayatindan sonra yiiksek ogrenim 19m Turkiye’ye gitmij, once o zamanki adiyla Giizel Sanatlar Akademisi, Resim Bolumiine devam etmi§tir. ikinci yil Istanbul Teknik Universitesi Mimarlik Boliimii’ne girmi? ve oradan ba§ariyla mezun olmu§tur. Ahmet, daha ilkokulda iken ekteki resimlerde goriildiigti iizere ev plam ve bir perspektif ifade eden resimler yaparak sanki daha o yillardan mimariye olan alakasim sergilemi^tir. Ahmet’in onemli ozelliklerinden biri de hi? bir §eyini atmamasi ve duzenli bir bi9imde saklamasidir. Bu sebeple ilkokulda yaptigi resimleri ve kamelerini size gosterebiliyorum. Siradi§i bir insandi, bu farkhligmi 1979 yilmda evlendigimizde bana §oyle gostcrmijjti. Balayi i?in Italya’ya mtimkiin olursa da Venedik’e gitmek istedigimi soylemiftim. Diigiiniimiizden on giin kadar sonra eve bir karavanla geldi ve biitiin Avrupayi karavanla gezecegimizi soyledi. Ben once boyle bir seyahati yadirgamakla beraber sonra bana boyle bir §ans verdigi i?in Tann’ya hep §iikrettim. Bu seyahatle hayatimm en giizel 119 ayini biitiin Avrupa’yi karavanla gezerek ge9irdim. Gormek istedigim her yeri rahat rahat gorebildim. Gol ve nehir kiyilarmdaki kamping yerlerinde iki veya 119 giin konaklayarak fotograflarda da goriildiigii gibi Londra’ya kadar gidip dondiik. Ahmet, sanat9i ruhlu, miikemmeliyet9i, dogracu, kisacasi zor bir insandi. Ona ayak uydurmak olduk?a giiftii. Biz ikimiz de birbirimize saygi gostererek ortak bir ya$am kurduk. Ahmet’le biz benim anneannem tarafindan akrabaydik. E§im daha once bir Alman hantmla evli oldugu ifin daha 90k Alman ve ingilizlerden olusan bir arkada? 9evresine sahipti. Resimlerde goriilecegi iizere biz evlendikten sonra benim Tiirk arkada§lanm da dost grubumuza dahil oldu. Ahmet’in ozelliklerinden birisi de iyi a§?i olmasiydi. ingilizce ve Almanca yemek kitaplanndan se?tigimiz degi^ik yemekleri zevkle birlikte hazirlardik. * Ahmet Vural Behaeddin’in eiji. Tiilin Topguoglu BEHAEDDIN “Her i§i severek ve zevk alarak yaparsamz o i§ miikemmel olur” derdi. Haft a sonlari hem Tiirk hem ecnebi arkada§larimizi evimizde agirlardik. Ahmet ozel ya§antisinda oldugu kadar is> hayatinda da yaptigi her i§in miikemmel olmasina ozen gosteren bir insandi. Bunu gen? mimar arkada^larina daima $oyle ifade etmi§tir: “Fikirlerinizi, hizmetinizi, binalarmizi esirgemeden veriniz ki kar§iligim talep etmeye hakkmiz olsun. Yaptigimz i$ kusursuz olsun.” Pazar gunleri bazen evimizin bahfesinde bazen de Zeytinlik’teki tepemizde fotografta da gorulecegi gibi kebap partileri gerfeklejtirmek bir gelenek haline gelmi^ti. (,'ok okuyan ve fok yonlii bir insan olan Ahmet’e bir §ey sordugunuzda mutlaka dogru bir cevap alabilirdiniz. Mesela ben evlendigimizde ilkokul ogretmenligi yapiyordum ve matematik dersinde zorlamyordum. Ahmet bu konuda da iyi oldugu ifin geceleri beni fahjtiriyordu. Ertesi giin ben de ogrendiklerimi ogrencilerime aktarabiliyordum. ikimiz de hayvanlari sevdigimiz ifin evimizde kopegimiz ve kedilerimiz vardi. Ahmet iyi bir mimar oldugu kadar aym zamanda iyi bir resim ve heykel sanatfisiydi. Kendi portresini ve karakalem resimlerini fotograflardan izleyebilirsiniz. Ahmet’in de tabii ki kusurlari vardi. En onemlisi birden bire ofkelenirdi ama bu sinir sabun kopiigii gibi hemen ge^erdi. Ahmet’in Lefko§a’daki mimarlik ofisi ve birlikte fali^tigi arkada§lari ve teknisyenleriyle fekilmi^ fotograflarla konu§mami bitirmek istiyorum. Kisa bir zaman ifinde size onunla ilgili bazi hatira ve gozlemlerimi aktarabildimse, ne mutlu bana. Ben e'jimi bana ya^attigi giizelliklerden dolayi daima sevgi ve ozlemle hatirliyorum. Tann’ya karjima Ahmet’i fikardigi i?in hep §iikrediyorum ve ona rahmet diliyorum. Beni sabirla dinlediginiz ifin hepinize te^ekkiir ederim ve saygilanmi sunanm. 80 Anilarda Ahmet Vural Behaeddin Tulin T. Behaeddin’in Ar^ivinden 81 Tiilin Topguoglu BEHAEDDIN 82 Amlarda Ahmet Vural Behaeddin 83 Tulin Topfuoglti BEHAEDDIN Amlarda Ahmet Vural Behaeddin V: I E r K t) Si A > jw isom tut OKi'Ui kABNS ! Mrw ■ 85 Tulin Topi;uoglu BEHAEDDIN 86 Amlarda Ahmet Vural Behaeddin Tulin Topquoglu BEHAEDDIN Amlarda Ahmet Vural Behaeddin Tulin Topfuoglu BEHAEDDIN 90 Amlarda Ahmet Vural Behaeddin 91 Tulin Topguoglu BEHAEDDIN WmBStik & 3S** • ■ ® R \ *F b ■ f lU in • A t r t f A f W Amlarda Ahmet Vural Behaeddin Ali Atakan (1940-2007) Ali Atakan 1940 yilmda B afta dogdu. 1961 yilinda Gazi Egitim Enstitusu’nden mezun oldu. 1961-1992 yillari arasinda degi$ik liselerde ve Dogu Akdeniz Universitesi’nde ogretim iiyeligi yapti. Eserlerini bir£ok ki^isel ve karma sergilerde sunan Atakan, 1988-1993 yillari arasinda Paris ve Londra’da ara$tirma ve ^ah^malarda bulundu. 1986 Uluslararasi Asya- Avrupa Bienali de dahil olmak iizere bircjok sanat yart§masmda jiiri iiyeligi yapti. Sanatfinm eserleri diinyanm degi§ik ulkelerindeki ozel koleksiyonlarda yer almaktadir. Ali Atakan 2007 yilinda, en verimli doneminde aramizdan ayrildi. Sanat Hangi Durumda Vardir? (Universite bu durumun neresindedir?) Umit iNATgi* Sanat nedir, sanat neyi, nasil ifselle^tirir ve neden bilim ve felsefeden farkli ama yakla^ik bir tanim kapsaminda dile getirilir (?) gibi sorulari mesele yapmadan “sanat yapma” adma giri§imci durumlar yaratarak sanatfi roliine biiriinmek, sorgulanmasi gereken ciddi bir psiko-sosyal davrani? haline gelmisjtir. Aslinda, “gerfek bilimler bize duyulanmiz tarafindan iletilir” diyen Leonardo da Vinci’nin foktan fozdiigii bir tinsellik durumuydu bu davranis bifimi. Kendini denetlemekle yiikiimlii olan aklm duyusal algiya dayali bir §ekillenme siirecine girmesi ve sezgilerin destegiyle “goriinu^lerin altindaki if-gerfeklerin goriiniir kilinmasi (Rodin)” ki§iyi bir “hakikat soyleyicisi (Michel Foucault)” konumuna ta:jiyorsa, bunda sanatin yetkin bir ongorii yetenegi olarak- biiyuk payi vardir. Yadsmamaz bir sonuf olarak, sanatin bilimi onceledigi gerfegi dujunce tarihinde kendi hakli yerini edinmi^tir. Sanat yapmak bir cisimlejtirme ve dii^iiniim stirecini iferir. Kendini belli ettigi tek ?eyin, kendi bedeni oldugunu diijiindugumuz zaman, karijimizda bir gosterilen olarak konumlanan yapitm, kendini gosterenden bagimsiz bir gorulen olarak sunmasi, bir olay veya durum nesnesi olarak gdriilmeyi talep ettigindendir. Ote yandan, yapiti kavramak ifin bir bilinf eylemi gerekiyorsa, yapita aym zamanda bir bilgi nesnesi olarak da yakla^maktan ba§ka fare yoktur. £iinkii olay ya da durum, bilgiye ve onu §ekilleyen dile tekabiil ettigi siirece algilanabilir bir gerfekligin statiisiine donii§ebilir. Edmund Husserl’in “Bilgi nesneye yonelen oznenin bilincidir” saptamasmdan yola fikarsak, yapitla kurulacak olan ili§ki, yapit ile ona yakla$ma fabasi ifinde olamn bilgileri arasinda gerfekle§en bir algi modalitesinin kendisidir1. Sanatin hangi durumda var-olabilecegi iizerine du$iinmek zomnda kaldigimizda bir iist kiiltiir kapsamimn ifine tafmmak duramunda kaldigimizi kabul edersek, sanati yapilandiran bilginin ve sezginin, kiiltiirajin bir simr zorlamasma yeterli olacak diizeyde olgunluk ifermesi gerfegini de inkar edemeyiz. ‘Akil-Eylem-Bilgi’, iiflemesi iizerinden du$iinebilmck ifin deneylemek zomnda kaldigimiz zihinsel yeterlik, sanatin ozgiin aklmi bifimleyen etkiye donu$iir. Tiim bu uslamlama ve usun kar§iligini bifimde bulma arayijji ki$iyi “dii§iinen varlik” olmaktan alip “iireten, yapan varlik” dummuna ta§ir... bu baglamda sanatin hangi durumda varolabilecegi kendi ko§ullanm olu§turmu§tur. ijte buradan baflayarak, du§iinmenin de sanat yapmaya yeterli olmayacagi ve bir ba§ka zihinsel 6zgiirliik alaninm in§asina gerek duyuldugunu teslim etmek gerekir. Bu ttir bir zihinsellik ortanunda ise Yrd. Dof. Dr., Dogu Akdeniz Universitesi, ileti§im Fakiiltesi UmitTNATQl bilgi, kendi ttreme ortamim terkedip sanatm dti§unce sisteminde yer almak durumundadir. Hannah Arendt’e gore, “D ii^ iinm ek b ilm ekten ayri b ir qeydir. Sana t yap itla r in in kaynag i o lan du§iince, donu^iim e ve y tiz d eg ifim in e ugram aksizin biiyiik fe ls e fe d e kend in i gosterir ; oysa b ilg iye dzgii siireglerin, b ilg i ed in ip b ir ik tirm em izi sag layan tem e l go stergesi b ilim lerin iginde y e r ahr. B ilg i edinm e, sonucu her zam an y a p ra tik dii^iinceler y a da b ir ‘bo§ rxierak' o lan belirli b ir am ag peq inde ko$ar; ne va r k i bu am aca ula$ilir u la$ilm az b ilg i ed inm e siirec i b iter (Sanatta ise bilginin donii§um siireci tam da burada ba$lar-U.i.). Diisjiincenin buna ka r^ ih k kend i d i$m da ne am aci ne de ereg i vardir: sonug b ile iiretm ez; hom o fa b e r ’in ya lm zca ya ra rc i fe ls e fe s i degil, eylem adam lari da, b ilim se l ba$an ha yra n la n da dU$Uncenin ne kada r 'y a ra rs iz ’ o ldugunu kam tlam aktan yo ru lm a z la r - dii^iince gergekten de esin kaynag i o ldugu sana t yap itla r i kada r p ra t ik ya ra rdan yoksundur. Ve dii$iince, bu y a ra rs iz iirun leri iiste lem ez b ile ; giinkii bunlar, biiyiik fe ls e fe d izgeleri g ib i, tam an lam iy la s a f d ii$uncenin sonucu o la rak zo r lu k la kabu l edilebilirler. Qiinkii sana tg in in y a da fe lse fe ya za rm in ya p itla rm i m addele^tiren §eyle$meyi gergekle$ tirm eleri igin durdurm alari gereken $ey, d ii^unm e su rec in in kend is id ir '. Yapma siirecinde artik dii?uniilmesi gereken §ey, yapmayla ilgili hamlelerin du^uniiltniis olani kar§ilayici olup olmadigidir (U.i.). Dii§iincenin iiretim surecine aktanldigi am somutlajtiran bu zihinsel yapi, du^iinme etkinligini, yapitta kar§ilik bulacak nesnel bir 9abanm i?ine ta$ir. DQsiincenin, kendi sonucunu arayan (bilimde oldugu gibi) bir siireften alikonulmasi ve bifim kapsami altinda deneylenmi§ bir bilgi nesnesine donii.smesi, sanatm ozgiin du§unce yapismi yansitir. Bu baglamda bilgi, neyin nasil yapilacagma ve hangi ama?la yapilacagma taraf olan davrani? kodlanm igerir. Ancak bilgi her zaman jeyler hakkmda ogrenilen kavram-merkezli tarifler degil. Bir sandalyenin yerde sabit durmasi gereken ve oturma i§levini goren ergonomik bir ara? oldugu bilgisi, sandalye kavrammi nesnenin dogasiyla ortiijen bir tamm kapsamma yerlejtirir. Halbuki dogu^tan ayaklan olmayan ya da yiiriime ozurlii olup hayatim tekerlekli sandalyede ge^iren biri i?in bu bilgi sadece bir nosyondur. Bir eyleyen olarak sanatfi, nesneden gelen bilginin bir ba?ka nesneye ve bilgiye evrilme olanagmi yaratan akli devreye sokar. Bu ajamada bilgi, oznenin neyi ama^ladigina bagli olarak, nesnenin ba$kala§ma ve bir baska goriingiisel alana evrilme siirecini ba§latandir. Bu durumda nesne kendi varlik modalitesinden sokiilerek bir baska tiirlii yer kaplayan ve anlam kapsayan nesneye dSnii,>ur, Nesne, reel yer kaplayan bifimiyle ya da ytizeye ta§man goriilme bifimiyle artik diijunce iireten bir imgeye donii§iir. $eylerin ontolojisine kar§i metaforik bir taciz gibi goriinen bu entellektiiel eylem, sanat yapitim, 96 Sanat Hangi Durumda Vardir? (Universite bu durumun neresindedir?) $eylerin domestik anlamlanna kar§i tacizde bulunan bir aklm iiriimi olarak gosterilen kilar3. Sanatin kendi anlam-kurgusal dujunce yapisi ifinde §ekil alan kar§i-dii§iince hamlelerinin kavranabilmesi ve bir ust kiiltiir gostergesi olarak ya§amimizda yer alabilmesi i:e Egitim A fk i Bir yere gidecegimiz zaman. Mercedes taksiler vardi onlara bimyorduk. Oniimiizde bir Ingiliz zirhhsi, arkannzda bir Ingiliz zirhhsi, oyle gidiyorduk. O zaman Rum tarafma gegrnek oyle kolay degildi. Gergi 1974’iin sonunda biraz toparlanma, diizelme oldu ama o arada Atakan atilip gidiyorinu§ Rum tarafma, giinkii malzeme yoktu. Iyi ingilizce biidigi icin yapabiliyordu bunu ve aldigi malzemeyi ogrencilerine dagitiyordu. Sanat tarihi dersi de veriyordu. Ali Atakan’m §ansizhgi daha iyi bir formasyona sahip olmamasi ve kapali bir toplumda ya§amak zorunda kalmasidir. 1974’ten once, yani is bilmiyorsam galiba 1980’lerin ortasmda 1990’larin ba^inda bir kere ingiltere’ye gitme §ansi oldu. Ali Atakan gibi pek 90k ogretmen 90k gali!?ti ve hi? takdir gormediler, biraz da onun kirikhgi vardi. Omegin Tiirkiye’de bir dergide bir-iki resmi fiktigi zaman, ya da kendisiyle ilgili bir haber yapildigi zaman 90k mutlu olur, alir bize gosterirdi. (/ok sevinirdi gabasinin 0 §ekilde odiillendirilmesine. ‘Hocamizla 30 yil’ diye 30 Nisan 1992’de bir sergi duzenlemi§tim. Dogum giiniiydii 30 Nisan. Hatta bana sordu niye 30 Nisan diye, ‘bilmiyorum igimden oyle geldi bana o zaman uyar’ falan dedirn ... O giin sergisi a?ildi. Bir dogum giinii pastasi yaptik, getirdik, epeyi de ogrencisi ' arch Ona o giin bir de plaket verdik. (,'ok duygulandi, agladi falan. O giindcn sonra ben her dogum giiniinde pastarnia giderdim. Dedigim gibi bu insanlar hem ogretmendi; hem komutandi, hem de gocuklara analik babalik yapardi ama hig takdir edilmediler En azindan benim igim rahat, yani onun if in birseyler yapabildik ancak dedigim gibi bakm niesela siz Magusa’da ya§iyorsunuz. Ali Atakan Magusa’ya 18 scne hizmet etti, bir sokaga ismi verildi mi? Bir sokaga ismini verdiler mi? Yok, vermediler. Bu kadar da farkmda olmamak olur mu? Bu adam senelerce lisede sergiler yapti ve o sergiler o kadar ilgi gekiyordu ki bakm ilk sergiyi hatirlanm, 1975-1976 scnesiydi. Divebilirim ki, belki bin tane resim vardi sergilenen. Bana dedi ki, ‘Sen gorevlisin, erken gcleccksin bir saat.’ Tabii o zaman size ogretmen bir saat dediyse, siz iki saat Qnceden giderdiniz, ne olur r.e oltnaz, diye. Yaz aylannda, Mayis sonlarmda olurdu sergiler. Giyindim giktim. sokaklar insan kayniyor. §imdi 1974 senesinde ben Baftaydun sava^ta, Rumlara esir oiduk. ikide bii Tiirk ugaklan geliyor, B af in uzerinde dolajiyordu. Rumlar da bizi tekme tokat, hani Yalmdilerle ilgili filimler olur ya» aym onun gibi B af in meydanma topladilar Yani ucaklar gorsiin bizi ve ‘Siz bizi bornbalarsaniz, biz de sizin insanlarmizi olduriiriiz’ mesajmi alsm diye. Boyle hatirliyonun insanlan sokaklarda boliik boliik . Dedim, ‘N’oldu? Sava§ nu gikti, millet boyle nereye gidiyor?’ Yakla$tim, bizim evirniz gikmaz sokaktaydi- biraz ileiiedim, anayola giktim yeniden sordum ‘Yokyahu, scrgiye gidiyoraz dediler. 2 saat onceden. aniatabiliyoi muyum? Ben o sira Mara^taydim ama Bafiilar biliyordu, yani Baftan biliyorlardi sergileri Olaydi sergiler, fenomendi. Kara gar$afli kadmlar, ya§li-geng, kadm- erkek, goluk-gocuk, herkes boyle akin akm... Olaydi sergiler, birakin bir 135 ressamin sergisine, okul scrgicinc bile gosieri'ien ilgi boy ley di. Dedigim gibi yani bu insanlar geccli giinduziii <;ali§tilar. Mesela bir yil hatirliyorum, §ubat-mar1 aymda bir yanjma vardi. Biz de katilacaktik. i§te biitiin Kuzey Kibns gapinda, o zaman Federe Devletiydi yamlmiyorsam, bir yari§mah sergi vardi; onbe§ giin eve gitmedi §ubat tatilinde, sabahtan akfaraa kadar bizimle resim fahjti. B6yle bir adamdi. Atakan hoca, resimlcrimizc pek dokunmazdi. C-ok ender, ‘jurasi olmadi’ der, oturar gosterirdi. Onun da $ansi vardi, ogreneiler 90k merakhydi 0 zamanlar, her§ey ba§kaydi; o devirde 30-40 kifilik simfta 3 serseri, 2 ogrenme engelli, en fazla be? tane hocanin hizini kesen ogrenci bulunurken, bugiin butiin simfta bes tane iyi ogenci bulmakta zorlaniyoruz. Egitime buyOk onem verilirdi o zamanlar, en az aileleri kadar cocuklar da merakhydi, cunkii bugiin oldugu gibi iinivcrsiteler yoktu Kibns’ta. Herkes rahatlikla bir universiteye girebiliyor giinurnuzde, kirnse kendini zorlamak mccburiyetinde hissetmiyor. Bir konformistlik, bir rahatlik var, dolayisiyla jimdiki genflcr, hiffainjeyin degerini bilmiyor Atakan hoc? emekiilikten sonra 50k resim yapti. Ben 1987’de, Ocak aymda askerden ciktim.O yillarda Uniit inatfi da askerdeydi ben ciktiktan sonra n da cikti. Bu arada ben isianbullu bir bayanla evlenmi§tim, 1988’de o da geldi O yillarda pek scrgi yoktu. Askerde oldugum iki yd iyinde, (1985 1987), bir Fcridun I$iman sergisi yapilmi^ti, o kadar. Emin vizenel, ben, Umit inatfi, e§im Filiz Ankac ve Mehmet Dluhaa bir grup kurdiik: FLUXUS admda. Olgun Moble’nin sahibi Hrgiin Bey bize or.celen, ‘Kiifiik bir duvar vereyim size, resimlerinizi orada sergileyin’ dedi. Sonra bize o kadar mandi ki butiin bir kati vcrdi. Fluxus Galeri oldu. Orda biz sergiler yaptik, 50k ilgi gordiik. Ah Hoca serginin a$ih§um gelmcdi ama sonradac -b ir de trafik kazasi var onun Lefko§a yolunda, o kazadan sonra pek scyahat elmiyordu - birilcriyle geldi bizdcn habersiz. Geldigmi ncrdcn mi biliyoniz, o gUnlerde orada bir video cekirni vardi. Galeriylc ilgili, baktik Ali Atakan hoca gezcr, fekimde gordiik yani. Neyse bi/, I. Fiuxus Sergisim actik 90k yogurs ilgi gordiik, bir dc 90k resim sattik, Resim satildigim goriince insanlar, daha bir ilgilcndilcr . Mesela ben. o smgide 10-15 tane resim sattun, epcyi Filiz satti, Limit satti, Uluhan satti, yok kalabalik oldu. biiyiik bir kalababk oldu. U? katti o bina, hepsi doldu ve a§agida insanlar sirada bekliyorlardi. O donern burada ya§ayan ingilizler, Rum tarafuida yafayan elyiler, bavagi (7,clenler, ilgilenenler oldu. Ertesi sene biz daha resimleri asarken izlcyiciler gclmcyc ba$ladi, nerden haber aldiklanni bilemem, o kadar aclik vardi yani. Biz resim yapmava ve satmaya bajlayuica bu hareket digerlerini de feyvik etli. A§ik Mene bagladi, zat.cn g yapiyordu, dcrken eskilcr inci hanimlar doncrni i§tc Ali bey ddnemi, onlar harekele gecti. Bu arada tabii ogrencilerinin harekete geyfigim goriince bayagi bir resim yapfi Ali Atakan hoca da, Yani i§te yeni bir resim geldi buraya, yem ^eyler getirdi gentler, onun durdugu yer farkli, ben banian All Atakan ve Egitim A$ki yakalayim derdine distil, gok resim yapti, ama Ali Atakan’in iyi resimleri var var olmasma da, dogrusu ben o donemin resimlerini pek tutmuyorum. Yani biraz aceleye gelmi§ resimler olarak degerlendiriyorum ama mesela 1980’li yillarda biz ogrenciyken 1970’li yillarda yaptigi ya da ondan once yapigi resimler ku^kusuz gok daha kendi ve daha iyi... Fiuxus zaman iyinde goziildii tabii, Omit italya’ya gitti. Birtakim anla^mazhklar da vardi zaten, dagildi gitti. Ama resim hareketi bayagi devam etti. Hatta gegen yildi yamlmiyorsam, bir toplu sergi agildi lefko^a’da, son 30-40 yilla ilgili Fiuxus Grubu’ndan orada da bahsedildi. Bu i$le ilgilenenler, bu i$leri araftiranlar, bakiyoruz diyorlar ‘50’ler, 60’lar, 70’lerde 3 yilda bir sergi yapilirken, Fiuxus’tan sonra ise pek gok sergi goriiliiyor. Baki Bogag’in elinde davetiyeler vardir. Baki Bogag bu konuda gok iyidir. Iyi bir ar§ivi vardir. Kendisi adaya geldikten sonra agilan tilm sergilerin davetiyesini toplami^. Onlara bakarsamz siz de kolaylikla gorebilirsiniz durumu. Ali Atakan’a gelince evet resim yapli ama dedigim gibi sureklilik gerekli, o siireklilik olmadigi igin pek tumturakli mi deyim oturakli mi deyim veya dogru bir resim yapmadi. Yine tekrarlayacagim, Ali Atakan iyi bir ogretmendi. Ben gok israr ettim hatiralarmi yazmasi igin. ‘Gel sana bir kitap, katalog gikaralim, resimlerini toparlayalim’ dedim... Rahatsizdi, kalp sorunlari vardi, zorluk gekiyordu, belliydi yani... Ali Atakan’i deyebilirim ki sigara yedi. (T'ok sigara igiyordu. Son zamanlarda gok halsizdi, belliydi yani iyi durumda olmadigi. Son zamanlannda beni sik sik arardi, ‘yahu gel goreyim seni ne olur ne olmaz’ falan diye. Bir proje getirdik, maddi kaynak da bulduk. Biyografisini bir kitap haline getirebilirsek, basabilecek kaynak buldum. Sonra Umit inatgf yla birlikte gittik. Dedik ki boyle boyle. .. ‘Tarnam’ dedi. ‘Ben size belgelerimi veririm, i§te $unu bunu veririm,’ Ben gittim bir tane digital handycam kamera,- film almak igin- aldim fakat yanajmadi. Gittigimizde vazgegti. Ben onunla bir roportaj yapmi$tim §imdi yamyorum ona, her?ey aklimda, 2 tane biiyiik kaset doldurmu^tum. O zamanlar, bu ses eihazlanna da biiyiik normal kaset koyuyorduk. Ben o kasetleri ta^mmalar sirasinda kaybettim, gok aradun bulamadim, gikmadi ortaya. Bana resime nasil ba^ladigmi, gocuklugunu anlatmi§ti. Zor bir gocuklugu oldu Ali Atakan’m. Maalesef bunu soyledigimiz zaman tepki gosteriyor insanlar, ozele giriyorsun diye. Bakiniz Ali Atakan’in mezar ta§inda, ressam Ali Atakan yaziyor, ogretmen Ali Atakan degil. Eger ressamsamz sanatgimn ozeli yoktur. Biitiin sanatgilann disc damaga dokunur nesi varsa ortaya dokiiliir. ., bunun gizlisi saklisi yoktur didik didik ederler adamm hayatmi, giinkii resimlerini okuyabilmenin yolu budur. Ne ya$adi, ne yapti.Ya§adigini gozemezseniz bilemezseniz, resimlerini dogru okuyamazsmiz ama bunu soylediginiz zaman toplumda maalesef aydm dediginiz kesimde bile biiyiik bir cehalet var, duygusal davraniliyor. Mesela i§te universtede yaptigimiz toplantida bir resim vardi, rahibeymi$ kadm ve Ali Atakan gitmis manastirda, kapida, uzun uzun incelemeler yapmi:> ve onun 137 Kem alANK AC tizerine resim yapmi§. Bunu soylerken once resmin tarihine bakmak lazim. 1990’h yillann sonunda, 2000’lerin bajinda yapilmi? bir resim. Ali Atakan ne zaman, hangi manastira gitmi§? 2000’lerdc manastir mi vardi? Maalesef bir mitle§tirme, insam olmadigi bir degerden ba§ka bir degere ta§ima gabasi var. Buna gerek yok, Ali Atakan’m buna ihtiyaci da yok. Ali Atakan son zamanlarda birgiin bana telefon etti. Dedi ki, ‘o biyografiyi ben yapamadim’ dedi. ‘Sana birtakim isimier verecegim, yaz ve git onlarla konu§.’ Ben bunu bir vasiyet olarak algiladim. Gittim, konu§tum. Omit Inatgi’yla kendinin ustiine bir gali§ma yapacaktik, kitap haline getirecektik. Biyografisini yayimlayacaktik, yani albiim-katalog §eklinde, fakat dedigim gibi yana^madi. Once olur dedi, belgelerimi gikarayim falan dedi, sonra vazgegti, neden bilmiyorum. Ali Atakan’m benimle, ister resim hakkmda olsun, ister ba§ka konularda fikir ah§veri§inde ba§kalannm pek bilmedigi 90k enteresan sicak bir yam vardi. Ali Atakan gogunlukla di$aridan bakildiginda, ‘kendini begenmi§, megaloman tavirli bir adam’ gorimtusii gizerdi ama gergekte oyle degildi. Beraber oldugumuzda mesela ben bir§ey soylerim, diyelim ki ‘enstelasyon’, hemen ‘o ne’ derdi. ‘Ben bunu bilmiyorum, belli etmeyeyim’ diye dii§iinmezdi. Hi? rahatsizlik duymadan ogrenmek isterdi. Bir keresinde elinde bir afi$le geldi; nerdeyse beni dovecekti. Magusa kiiltiir sanat festivalinin afijiydi. Namik Kemal meydanmdaki katedrali kullanmi^lardi (Lala Mustafa Pa$a Camii) ve bir de Venedik aslamnm resmini. ‘Bunlar ne, bize mi ait bunlar, Tiirk degil niye kullamyorlar boyle §eyleri?’ diye feveran ediyordu.. Dedim ki, ‘Hocam bakm size bir§ey soyleyim, oldu mu bu §imdi?’ Hemen dinlemeye aldi beni. Dedim ki ‘Bakin Kibns’ta 9000 yillik bir kiiltiir mirasi var. Kiiltiir aki§kandir, yapi§kandir, onlar da iz birakti biz de. Kibnshyiz, Tiirkiiz ama bu 9000 yillik kiiltiir mirasi yalmz Rumlann degil hepimizindir. §u anda sen katedrale baktigmda camiyi goremiyor musun; bu 9000 yillik kiiltiir mirasim sahiplenmeyelim de tek ba§ma Rumlara mi birakalim?’ Biraz durdu dii§undii ‘Yahu 90k haklism, ben nasil bunu du§unemedim’ dedi. ‘Gergekten de bizim yaptigimiz temel yanh§lardan birisi budur, demek ki biz olayi kavrayamami§iz, kendimizi zeybekte halayda likami:,; hapsetmi§iz, ama neyse ki siz varsmiz da emeklerim, gali§malarim bo§a gitmemi?’ dedi. Boyle bir adamdi, yani hakkmizi veriyordu. Yardim severdi. Okulda pek 90k ogrenciye, kotti duruma dii?mii§ ogenciye yardim ederdi. Polislik vaka mi var, hemen Ali Atakan gider, o gocugu polisin elinden geker, alir getirirdi. Resim yapmaz mi, dersi kotii mii, eger duyarsa mutlaka ilgilenirdi.Yani boyle bir adamdi. Kahvenin yaninda gelen suyun hepsini bitirmezdi; yansim iger, yansmi gigege verirdi. Kibns Tiirk resmine Ali Atakan’in katkisi ne olmu$tur sorusunu sorarsak, bu soruyu cevaplamak igin once gelin Kibns resmi diyelim ve periyoduna bir 138 All Atakan ve Egitim A$ki bakalim. Bizde bu i$ler 1960’h yilarda ba$lar. Ondan once, birka? tane nahif, bir iki tane de primitive ressam vardir. Onun dijmda bir§ey yoktur. 1960’h yillarda daha dogrusu 1955’ten sonra, Aylin Orek hamm 1950’li villarin sonunda akademiye gider, epeyi bir grup da ogretmen olmaya gider ve bu insanlar Cevdet (^agda§ bey de var aralarinda, hep ogretmen olurlar. Ondan once Ismet Vehit Giiney var, onun egitimi yoktur ama resim yapabildigi ifin ve ogretmen de bulunamadigindan, kendisini ogretmen yaparlar ama oncesi yoktur. 1950’lerin sonunda egitime giderler, 1960’larin bajmda egitimden donerler. Bu insanlar resim yaparlar ama bir olfiide hifbiri ressamlik performansi gosteremezler, fiinkii olanaklar buna miisait degildir. Bu insanlar ogretmendir, part-time da resim yaparlar. Ne kadar yaparlar, ortada ben baktigim zaman bir§ey goremiyorum, yaprm$lardir mutlaka ama benim afimdan gordiigiim omekler ayisindan yeterli degil. O resimler, yani ressamca yapilmi§ resimler degil. Ama eger formasyona bakarsaniz, yani resmin geli^imine bakarsaniz, afilan sergilere yapilan etkinliklere bakarsaniz, onlari da kimlerin yaptigma dikkat ederseniz ve onlann hocalannin kim oldugunu sorarsamz Ali Atakan’m ne yaptigim anlarsmiz. Yani bugiin, ucundan, ko$esinden, §urasmdan, burasindan resim egitimi alan pek fok insanin hocasidir Ali Atakan. Mesela benim bir ogrencim var §u anda ressam, meslektajim, ogretmem benim. Ve benim ogretmenim, Atakan. Emin (,'izencl, Giirsel Soyel, Umit Inatfi, Osman Keten, haksizlik etmeyim $imdi Mehmet Uluhan, Hikmet Ulufam, Tiirksal ince, Taylan Oguzkan, hepimizde emegi var. Ozetle diyebiliriz ki, onun ogretmenligi bo$a gitmedi. 139 Ali Atakan Hakkinda Giiner PiR* Ali Atakan 1940 dogumlu, bense 1949. Atakan, Gazi Egitim Enstitiisu Resim boliimunii bitirince 1961’de, once Magusa Namik Kemal Lisesi’nde, ardindan Limasol 19 Mayis Lisesi, sonra da 1967’de benim ogrenci oldugum Baf Kurtulu? Lisesi’ne geldi. O yillann Baf i tam bir mahrumiyet kenti idi. 1963’ten sonra birfok ders, hocasi olmadigi ifin yapilamiyordu. Resim dersi de bunlardan biri idi. Atakan geldiginde ogretim yilinin ikinci yansi idi ve ben lise ikide okuyordum. Daha once vurguladigim gibi aramizdaki ya§ farki sadece dokuz... O gelene kadar okulun birfok fizimini, kentte fikan derginin fizimlerini hep ben yapiyordum. Yetenekli oldugum i