Doğu Akdeniz Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@DAÜ, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü:Öğe, Effect of Brand Experience on Satisfaction and Loyalty: Linear and Curvilinear Relationship(Eastern Mediterranean University (EMU) - Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), 2022-01) Olaoke, Ridhwan Olatunji; Tümer, Mustafa (Advisor)ABSTRACT: This research aims to explore two models: first, examining the nonlinear relationship between brand experience and outcome variables, i.e., consumer satisfaction and brand loyalty; second, the effect of consumer personality traits on the outcome variables. The aim is to demonstrate that increased brand experience does not always lead to positive responses from customers in terms of satisfaction and loyalty drawing from the “too much of a good thing” meta-theoretical principle. In addition, drawing from 3M Theory, to examine to what extent consumer personality traits influence their behaviours towards brands Data were collected from 274 participants through questionnaires administered randomly in populated areas and further analysed using regressions. The results confirmed that there exists a nonlinear relationship between brand experience, consumer satisfaction, and brand loyalty. In other words, brand experience influences the outcome variables to a point where its effect begins to diminish and becomes negative. This makes it paramount for brand managers especially in the tourism and hospitality sector to remain aware that delivering a superior experience to their customers does not necessarily increase their level of satisfaction. The study also confirmed that some of the big 5 personality traits have influence on consumer behaviour in terms of brand experience, satisfaction and loyalty. This further strengthens the 3M Theory as to how consumer personality traits play a significant role in shaping consumer experiences with brands. This study also provides a fresh perspective on the brand experience construct in the service industry. It departs from mainstream brand experience studies by demonstrating that the relationship between brand experience, satisfaction, and loyalty is nonlinear, where increasing brand experience is associated with diminishing returns of satisfaction and loyalty. Keywords: Brand experience, consumer satisfaction, brand loyalty, curvilinear relationship, personality traits.Öğe Türü:Öğe, Adölesan İdiopatik Skolyozda Gözetimli Schroth Egzersiz ve Ev Programlarının Gövde Simetrisi, Deformite Algısı ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkilerinin Karşılaştırılması(Eastern Mediterranean University (EMU) - Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), 2021-06) Tombak, Kadriye; Yüksel, İnci (Tez Danışmanı)ÖZ: Bu çalışma adölesan idiopatik skolyozlu (AİS) bireylerde, Schroth 3D egzersiz yönteminin fizyoterapist gözetiminde uygulanması ile ev programı olarak uygulanmasının gövde rotasyon açısı (GRA), simetrisi ve topografisi, sağlıkla ilgili yaşam kalitesi ve kozmetik deformite algısı üzerindeki etkilerini karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Çalışamaya alınan 37 birey (10-16 yaş) randomize olarak iki gruba ayrıldı. Gözetimli Schroth Egzersiz Grubu (GSEG, n=19) on iki hafta, haftada iki kez gözetimli fizyoterapi ve ev egzersiz programı ile; Schroth Ev Egzersiz Grubu (SEEG, n= 18) aynı sürede sadece ev egzersiz programı ile izlendi. Her iki grupta da sırt yüzey topografisi üzerinden Root Mean Square (RMS) ile, Posterior Trunk Symmetry Index (POTSI) değerleri Artec Eva 3D Scanner ile hesaplandı. Hareket analizi, BTS Smart DX100 cihazı ile yapıldı. Yaşam kalitesi Scoliosis Research Society-22 (SRS-22) ile ve kozmetik deformite algısı ise Walter Reed Görsel Değerlendirme Skalası (WRVAS) ile değerlendirildi. Tedavi sonrasında GRA ve POTSİ’de her iki grupta da anlamlı azalma varken (p<0.05), gruplar arasında fark bulunmadı (p> 0.05). Her iki grupta da torasik RMS değerlerinde anlamlı iyileşme bulunurken (p<0.05), gruplar arasındaki fark sadece torasik kol önde alt parametresinde GSEG lehine anlamlıydı (p <0.05). Hareket analizi ölçüm verileri normal yürüyüş, Schroth yürüyüşü ve omuz zıt traksiyon (OZT) egzersizi sırasında alındı. Yürüme ölçüm verilerinin zaman içindeki değişimi gruplar arasında karşılaştırıldığında, yürüme sol kol salınımı ortalama maksimum-minimum ve sol kol salınımı alt parametrelerindeki farkın, GSEG lehine anlamlı olduğu (p<0.05) saptandı. Diğer parametreler açısından gruplar arasında herhangi bir fark bulunmadı (p>0,05). Tedavi sonrasındaki Schroth yürüyüş analizinin C7-S2 ortalama maksimum-minimum verisinde her iki grup arasındaki fark anlamlıyken (p<0,05), diğer veriler açısından gruplar arasında fark yoktu (p>0,05) Tedavi öncesi ve sonrası SRS-22 ve WRVAS değişkenlerinin her iki grupta da zaman içerisndeki değişimi anlamlı iken (p<0,05), gruplar arasındaki değişim benzer bulundu (p>0,05). Sonuç olarak, AİS’li bireylerde fizyoterapist gözetimli Schroth egzersiz programlarının, morfometrik ve kozmetik bozuklukları iyileştirmede ev egzersiz programı ile benzer etkileri olduğu görüldü.Öğe Türü:Öğe, 65 Yaş Üzeri Bireylerde Başarılı Yaşlanma Süreci Beslenme Durumu ve Sarkopeni Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi(Eastern Mediterranean University (EMU) - Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), 2021-07) Güngör, Asiye Yeter; Yıldız, Emine (Tez Danışmanı)ÖZ: Bu araştırmada KKTC’nin Gazimağusa ilçesinde yaşayan 65 yaş ve üzeri bireylerin beslenme durumlarının ve sarkopeni riskinin belirlenmesiyle birlikte başarılı yaşlanma sürecinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma 160 erkek, 187 kadın toplam 347 birey üzerinde yürütülmüştür. Bireyler ile yüz yüze görüşülerek, genel bilgiler, antropometrik ölçümler, Mini Nutrisyonel Değerlendirme (MNA), Başarılı Yaşlanma Ölçeği (BYÖ), Edmonton Kırılganlık Ölçeği (EKÖ) ve 24-saatlik geriye dönük besin tüketim kayıtlarının olduğu anket formu uygulanmıştır. Çalışmaya dahil edilen 347 bireyin yaş ortalaması 73.1±6.78 yıldır. Araştırma kapsamına alınan bireylerin %85,8’inin kronik hastalıklarının olduğu ve %37,1’inin günde beş ve daha fazla sayıda ilaç kullandığı saptanmıştır. MNA taraması sonucunda %84.1 bireyin malnütrisyon riski olmadığı bulunmuştur. Bireylerin %100’ünün iskelet kas kütlesi (İKK), %62,54’ünün ise el kavrama kuvveti açısından sarkopeni riski taşımadıkları saptanmıştır. Bireylerin enerji, protein, yağ, karbonhidrat, elzem amino asitler ve elzem olmayan amino asit alım miktarları artıkça, İKK ve el kavrama kuvvetinin de arttığı belirlenmiştir (p<0,05). Erkek bireylerin BYÖ genelinden ... puan kadın bireylerin ise ... puan aldıkları bulunmuştur. Eğitim düzeyi yüksek olanların, evlilerin, kronik hastalığı olmayanların, çalışan ve emekli olanların, el kavrama kuvveti ve İKK değerleri ile BYÖ puanlarının arttığı saptanmıştır. Araştırmaya alınan erkek bireylerin EKÖ genelinden ... puan, kadın bireylerin ise ... puan aldıkları saptanmıştır. Bireylerin EKÖ puanları ile iskelet kas kütlesi ve el kavrama kuvveti değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir korelasyon bulunmuştur (p<0, 05). Sonuç olarak; çalışmaya katılan yaşlıların beslenme durumlarının iyi olmasının sarkopeni ve kırılganlık riskini azalttığı saptanmıştır. Bununla birlikte bireylerin başarılı bir yaşlanma süreci geçirmelerinde, eğitim ve ekonomik düzeylerinin yüksek olması ile sosyal ve fiziksel yönden aktif olmalarının etken olduğu gözlemlenmiştirÖğe Türü:Öğe, Gerçeklik Ötesi Çağında Sosyal Medya Aracılığı ile Gerçeğin Yansıtılması ve Yeni Etik Sorunsalı(Eastern Mediterranean University (EMU) - Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), 2021-08) Nursal, Nazif; Ersoy, Metin (Tez Danışmanı)ÖZ: Teknolojinin süratli bir şekilde gelişmesi ve akıllı telefonların hayatımıza girmesiyle birlikte birçok mecra ve meslekte büyük değişimler ve gelişmeler yaşanmıştır. Dijitalleşmeden en çok etkilenen mecralarda biri de hiç şüphesiz kitle iletişim araçlarından gazetecilik mesleğidir. Dijital medyanın etkin olmasıyla birlikte zaten tartışılan gerçeklik olgusu da daha sorgulanır bir hale gelmiştir. Sahte haberlerin üretimi yeni olmamakla birlikte 2016 yılının sonunda, “gerçeklik ötesi” kelimesi Oxford Dictionary tarafından "yılın kelimesi" seçilmiştir. Günümüzde birçok insan akıllı telefonlar aracılığı ile haberleri takip etmekte, içerik üretip haberin doğruluğundan emin olmadan paylaşımda bulunabilmektedir. Kişiler, internete erişimi olan herhangi bir cihazla çok kolay bir şekilde doğru olmayan yanıltıcı bilgiye maruz kaldığı gibi doğru olmayan içerik de üretebilip paylaşabilmektedir. Kimi dijital gazeteler okuyucusunu ve popülerliğini kaybetme ya da ekonomik endişeyle hareket edebilmektedir. Sahte haberlerin hızlı bir şekilde yayılması, insanların verilere dayalı gerçeklerden ziyade duygularına ve ideolojik yakınlıklarına hitap eden haberleri benimseyip doğru gibi algılamaları sonucu ortaya çıkar. Yalan haberler, yeni medya teknolojileriyle sosyal hayatı, siyaseti ve hatta ekonomiyi çok fazla etkilemektedir. Bu bağlamda, söz konusu araştırmada post-truth çağında sosyal medya aracılığı ile gerçeğin yansıtılması ve yeni etik sorunsalı incelenmiştir. Nitel araştırma yöntemiyle yapılan araştırmada, alanında deneyimli 10 medya profesyoneliyle yüzyüze görüşülmüştür. Araştırma sonucunda medya profesyonellerinin; sosyal medya, teyit, yalan haber, doğruluk kontrolü, sosyal medyadan gelen bilgilerin doğruluğuna inanma, gazetecilik mesleğinin geleceği ve etik sorunsalına ilişkin görüşleri ortaya konmuştur. Elde edilen sonuçlar ışığında ileride yapılacak araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Öğe Türü:Öğe, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Erkek Vatandaşların Zorunlu Askerliğe Yönelik Tutumlarının Erkekliğin Kurgulanışına Etkisi(Eastern Mediterranean University (EMU) - Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ), 2022-09) Murat, Sıla; Erbilen, Süheyla Üçışık (Tez-Danışmanı)ÖZ: Bu çalışma içerisinde hegemonik erkeklik tanımı üzerinden zorunlu askerlik süreci ve bu süreci deneyimlemiş KKTC vatandaşı erkeklerin bu süreç hakkındaki deneyimlerine odaklanılmıştır. Erkeklik çalışmaları hakkındaki literatürden faydalanılmış, hegemonik erkeklik ile milliyetçi ve militarist yapının kesişim noktaları zorunlu askerliğin değerlendirilmesi açısından önemsenmiştir. KKTC açısından erkekliğin kurgulanmasında zorunlu askerlik sürecinin etkisi ve bu süreci deneyimleyen kişilerin, bu süreç hakkındaki düşünce ve deneyimleri görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve değerlendirilmiştir. Nitel araştırma özelliği taşıyan bu araştırmada ölçüt örnekleme yöntemi ile araştırma grubu oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında veriler, on beş kişiyle yüz yüze yapılan yarı yapılandırılmış görüşme formu üzerinden toplanmıştır. Toplanılan veriler, fenomenolojik analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. İktidar ve toplumsal cinsiyet ilişkilerinin incelenmesinde bu çalışma, erkekliğin sabit olmayan, zaman, kültür ve topluma bağlı olarak değişken bir yapısı olduğuna dikkat çekmiştir. Erkekliğin verili bir olgu olmadığını, toplumsal yaşantılarda belirli aşamalardan geçerek kazanıldığına vurgu yapılmıştır. İktidar, hegemonya, toplumsal cinsiyet ve feminist teorilerin incelenmesine ve tanımların birbirini tamamlayıcı yönüne odaklanılmıştır.

















